Mühendislik okumasak da ehliyet sınavından aşinayızdır gaza, dizele...
İçten yanıyoruz biz maalesef. Gazla çalışıyoruz yani. Mesela memleketi düşünüyoruz. Ha battı ha batacak diye. Veya da kendi halimizi... Ne olacak bu çocukların okulu, bu yıl mahsül alamadık, kredi kartı borçları var... Var da var. Bi de işin uhrevi kısmı var. Çoğu kendini cehennemlik görür. İçten içe yanar ama yapacak bişey gelmez elinden. Daha doğrusu elinden bişey gelmesini istemez. Çünkü içten içe yanması lazım.
Yanarız yanarız sonra da son sigarayı kül tablasına bastırıp çayın son yudumunu tam yutmadan masadan kalkıp evimize yol alırız. Elde ne var? Sadece bir adet yanık iç.
Ama dizel olmamız lazım. Yani içten patlamamız. Dert edindiğimiz anda patlayarak harekete geçmek için. Masaya otururken olan biz masadan kalkarken masada kalmalı. Bu kişisel gelişim zırvası falan değil. İnanmam zaten o tür şeylere. Sen acizlerin en büyüğüne bi dünya gaz verip onu maça sokuyorsun. Kazanmak için rakibi öldürüyor. Dayak yerse de bi daha kendini toparlayamıyor. saçma... Neyse dağıldık. Toparlanalım!
Dizel az yakar. İçimiz daha az yanar ama hareketimiz daha fazla olur. En basitinden televizyon başında Filistin için ağlamakla kalkıp bir miting yapmak, Mavi Marmaraya binmek dizel ile gazlının arasındaki farktır. Allah bizi her daim patlatsın ki hep hareket halinde olalım.
Yan yan bi yere kadar arkadaş! Ha bir de şu var: Ya bu dünyada yanacaksın ya da diğerinde...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder