Mühendislik okumasak da ehliyet sınavından aşinayızdır gaza, dizele...
İçten yanıyoruz biz maalesef. Gazla çalışıyoruz yani. Mesela memleketi düşünüyoruz. Ha battı ha batacak diye. Veya da kendi halimizi... Ne olacak bu çocukların okulu, bu yıl mahsül alamadık, kredi kartı borçları var... Var da var. Bi de işin uhrevi kısmı var. Çoğu kendini cehennemlik görür. İçten içe yanar ama yapacak bişey gelmez elinden. Daha doğrusu elinden bişey gelmesini istemez. Çünkü içten içe yanması lazım.
Yanarız yanarız sonra da son sigarayı kül tablasına bastırıp çayın son yudumunu tam yutmadan masadan kalkıp evimize yol alırız. Elde ne var? Sadece bir adet yanık iç.
Ama dizel olmamız lazım. Yani içten patlamamız. Dert edindiğimiz anda patlayarak harekete geçmek için. Masaya otururken olan biz masadan kalkarken masada kalmalı. Bu kişisel gelişim zırvası falan değil. İnanmam zaten o tür şeylere. Sen acizlerin en büyüğüne bi dünya gaz verip onu maça sokuyorsun. Kazanmak için rakibi öldürüyor. Dayak yerse de bi daha kendini toparlayamıyor. saçma... Neyse dağıldık. Toparlanalım!
Dizel az yakar. İçimiz daha az yanar ama hareketimiz daha fazla olur. En basitinden televizyon başında Filistin için ağlamakla kalkıp bir miting yapmak, Mavi Marmaraya binmek dizel ile gazlının arasındaki farktır. Allah bizi her daim patlatsın ki hep hareket halinde olalım.
Yan yan bi yere kadar arkadaş! Ha bir de şu var: Ya bu dünyada yanacaksın ya da diğerinde...
31 Ekim 2010 Pazar
Seküler Kızların Gözünden Filistin Mitingleri
Yer ankara-eskişehir güzergahında bir hızlı tren, sincana gelmeye henüz 15 dk falan var. yani yolun başları henüz kulaklıklar da dağıtılmadığı için gürültü haddinden fazla.
ankara dan eskişehire dönen bu fakir bir imtihan için üniversiteli bayan habitatının yüzde 90 a yakın olduğu bir vagona düşer. parfüm kokusundan ve de çirkin kahkahalardan dolayı acısız intihar yöntemlerine yöneleceği sırada birinin "filistin" dediğini duyar. hemen dikkat kesilir. ve de bu fakirin oturduğu koltuğun sağ tarafında yani koridorun diğer tarafında ki koltukta bir kız yanındaki bayan arkadaşlarına filistin olaylarını ve de mitingleri anlatmaktadır. kelimesi kelimesine olmasa da, aynı manada farklı kelimelerde bu olayı size aktarıyorum.
"geçen gün gamzeyle dersden çıktık. bi ses duydum birden nasıl koktum ama meğer filistin ile ilgili birşeymiş. bi baktım en önde takım elbise giymiş elinde bayrakla bağıra bağıra geliyor*. gamzeye dedim hadi gamze gidelim, noolur kütüphaneye gidelim o da korktu bişey diyemedi kütüphaneye girdik. hemen yurda gitmek için yola koyulduk ama bu sefer de ters istikametten geliyorlardı. ama nasıl bağrıyorlardı anlatamam. onların geldiği güzergahda herkes yerinden kalkıyordu. banklar sırasıyla boşalıyordu varya çok garipti.
sonra okuldan çıktım akbank ın orda tekrar geldim asıl kalabalık ordaydı. böyle bir görseydiniz varya anlardınız ne dediğimi ben böyle bir kalabalık görmedim. o kadar da çok bağrıyorlar ki ne dediklerini anlamıyorum. yol da vermiyorlar aralarından da geçemedim. sonra hemen akbank a girdim. bi baktım herkes dükkanlara kaçmış bir sürü kişi de akbank a girmişti. neyse o gün yurda gittim ama çok korkmuştum"
Ama onlara diyemedim. Ulan zalimin zulmüne maruz kalanlar için üzülenler size ne zarar verecek diye?
bunları dinledikten sonra da zaten kulaklıklar geldi. kıraç dan zeynep im türküsünü bekledim. çaldı, dinledim, hüzünlendim daha sonra da yorgunluğumu yorganım yapıp yalnızlığıma sarılarak uyudum.
ankara dan eskişehire dönen bu fakir bir imtihan için üniversiteli bayan habitatının yüzde 90 a yakın olduğu bir vagona düşer. parfüm kokusundan ve de çirkin kahkahalardan dolayı acısız intihar yöntemlerine yöneleceği sırada birinin "filistin" dediğini duyar. hemen dikkat kesilir. ve de bu fakirin oturduğu koltuğun sağ tarafında yani koridorun diğer tarafında ki koltukta bir kız yanındaki bayan arkadaşlarına filistin olaylarını ve de mitingleri anlatmaktadır. kelimesi kelimesine olmasa da, aynı manada farklı kelimelerde bu olayı size aktarıyorum.
"geçen gün gamzeyle dersden çıktık. bi ses duydum birden nasıl koktum ama meğer filistin ile ilgili birşeymiş. bi baktım en önde takım elbise giymiş elinde bayrakla bağıra bağıra geliyor*. gamzeye dedim hadi gamze gidelim, noolur kütüphaneye gidelim o da korktu bişey diyemedi kütüphaneye girdik. hemen yurda gitmek için yola koyulduk ama bu sefer de ters istikametten geliyorlardı. ama nasıl bağrıyorlardı anlatamam. onların geldiği güzergahda herkes yerinden kalkıyordu. banklar sırasıyla boşalıyordu varya çok garipti.
sonra okuldan çıktım akbank ın orda tekrar geldim asıl kalabalık ordaydı. böyle bir görseydiniz varya anlardınız ne dediğimi ben böyle bir kalabalık görmedim. o kadar da çok bağrıyorlar ki ne dediklerini anlamıyorum. yol da vermiyorlar aralarından da geçemedim. sonra hemen akbank a girdim. bi baktım herkes dükkanlara kaçmış bir sürü kişi de akbank a girmişti. neyse o gün yurda gittim ama çok korkmuştum"
Ama onlara diyemedim. Ulan zalimin zulmüne maruz kalanlar için üzülenler size ne zarar verecek diye?
bunları dinledikten sonra da zaten kulaklıklar geldi. kıraç dan zeynep im türküsünü bekledim. çaldı, dinledim, hüzünlendim daha sonra da yorgunluğumu yorganım yapıp yalnızlığıma sarılarak uyudum.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)